
Kurt büzüğü mü?
Geçtiğimiz hafta çok sevdiğim bir sanatçı arkadaşımla Bebek’te buluştuk, keyif yapmak için…
Koştur koştur yaşanan hayatın temposundan güzel bir gün çalalım istedik kendimize. Yayıldık Bebek Oteli’nin balkonuna…
Söyledik şaraplarımızı, peynir tabağımızı…
Oh! Mis gibi hava, iliğimizi kemiğimizi ısıtan güneş, (İkimizde kansız olduğumuz için çok üşürüz. O yüzden bayılırız sıcak havaya) gel keyfim gel.
Gazeteciliğe dair, sanata dair, ülkenin durumuna dair, o gün gündemde ne varsa her şeyden birer parça konuşmaya başladık.
Benim mesleki serzenişlerim, onun sanatsal yakınmaları… Baktık ki işin içinden çıkamıyoruz, e magazinciyiz de, bir anda kendimizi tatlı tatlı dedikodu yaparken bulduk.
Arkadaşım, “kim, kiminle, nerede, neler oluyor” sorularına cevap verecek müthiş açıklamalarda bulundu. Yeni ilişkiler, kaçamaklar, aşklar, kavgalar, ayrılıklar öğrendim. Bunları zaman içinde sizinle paylaşacağım. Ancak bir şey öğrendim ki, gerçekten ağzım bir karış açık kaldı.
Bütün kadınların az ya da çok, fal’la bağlantısı vardır. En inanmayanı bile mutlaka hayatında bir kez kahve falı baktırmıştır.
Ben de öyle…
Arada bir “kapat” diyen olursa kapatır, kahve falına baktıranlardanım.
Ama öyle müptelası falan değilim. İnanmam çünkü…
Fakat sanat ve sosyete dünyasında bu fal, büyü işleriyle yakından ilgili olan çok insan var… E malum benim işim magazin olduğu için, kimin, falla, büyü ile kafayı yediğini az çok bilirim. Tarotçusuna, falcısına sormadan hareket etmeyen, yeni bir işe girişmeyen, yapacaklarını erteleyen çok ünlü bilirim.
Bizim meslekte bile var…
“Bugün ne yapmalıyım, yapmamalıyım, nasıl hareket etmeliyim” diye her gün tarot falı baktıran gazetecilerin sayısı da yadsınamayacak kadar çok.
Neyse, tarottu, kahve falıydı, ölü toprağıydı, muskaydı, okunmuş sulardı falan çok şey duydum ama hayatımda ilk defa “kurt büzüğü büyüsü”nü duyuyorum…
Evet, evet yanlış okumadınız, sosyete ve sanat dünyasında son moda, “kurt büzüğü büyüsüymüş!”
Bir yandan martılara peynir yedirirken, diğer yandan da “Yahu kurt büzüğü nedir?” dedim arkadaşıma…
“Bak Sema’cığım” dedi… “Bütün sosyete ve sanat dünyasının ünlü kadınlarının boynuna bak, çok ilginç bir kolye göreceksin… İşte herkesin aksesuvar olarak kullandığı o kolye, ‘yükselmek, tek olmak’ için yapılan bir büyü… İpin ucunda asılı olan da dişi kurt büzüğü…”
“Yani bu kadınlar boynunda dişi kurt büzüğü, anüsü mü taşıyor?” dedim…
Şok içerisinde arkadaşımın anlattıklarını dinliyorum. Kız, kimlerin bu büzüğü taktığını söyleyince, neredeyse boğuluyordum. Ağzımdaki peyniri ancak şarapla yutabildim…
“Nasıl yani ya!” Allah’ım sen akıl fikir ver bu insanlara” dedim. Dedim ama bir yandan da merak ediyorum. Dişi kurt büzüğünü nereden buluyorlar, nasıl kurutuyorlar, nerede okutuyorlar?
Şimdi sıkı durun…
Bu hanımların hepsi meğer haftanın belirli günleri çeşitli semtlerdeki avcılık kulüplerine gidip, oradakilerle arkadaş oluyor, derneklerine, kulüplerine maddi destekte bulunuyormuş. Bunun karşılığında da avcılardan tek bir şey istiyorlarmış, “dişi kurt büzüğü…” Sosyete ve sanat dünyasının bu ünlü isimlerinin derneklerine yaptığı maddi desteğin karşılığını bir şekilde vermek isteyen profesyonel avcılar, avlanma mevsimi geldi mi, ormana dişi kurt avına çıkıyorlarmış. Hem de ellerindeki listeyle…
Ne kadar vahşice bir hareket…
Yazık, çok yazık… (Avlanma mevsimi olsa bile kurt avlamak yasak değil midir? Merak ettim)Bir şekilde dişi kurt büzüğü hazır…
Sırası gelen ünlü gidip o avcının elinden hayvanın anüsünü alıp, uzun bir süre onu dualar eşliğinde kurutuyormuş… Kuruyan hayvan organıyla daha sonra Mardin’de Süryani Kilisesi’ne gidip, oradaki papaza bu büzüğü, ne yapmak istiyorsa ona göre okutuyormuş. Yükselmek, zengin olmak isteyen ona göre, birisini kendisine bağlamak, adamı ya da kadını sevgilinden ayırmak, aralarını açmak, soğutmak isteyen de bu isteğine göre okutup, sonra o büzüğü hiç çıkarmamacasına boynunda taşıyormuş.
Hey güzel Allah’ım… Sen gerçekten bu insanlara akıl, fikir ver. Bunu yapanlar koca koca insanlar. Eğitimli, kültürlü insanlar.
Size isimleri saysam, hakikaten küçük dilinizi yutarsınız. Benim aklım sırrım ermiyor. Her şeyi bir kenara bıkarın, o hayvancıklara yazık değil mi?
Doğadaki bütün canlılar gibi, küresel ısınmadan dolayı onların da nesli tükeniyor. Ya vurdukları dişi kurt hamileyse? Bu insanların hiç mi vicdanı sızlamıyor?
Hadi bu cahil, cühela takımını, ortalıkta entelektüel olarak dolanan o zavallıları geçtim, avcılara ne demeli?
Hiç mi içlerinde biri, “Ya kardeşim siz ne yapıyorsunuz, doğanın düzenini bozuyorsunuz? Bu dişi kurtları avlarsanız, bunlar nasıl üreyecek, çoğalacak?” demiyor mu?
Para için bu kadar mı namussuz olunur?
Acilen avcılık alanıyla ilgili hangi merci varsa, konuya el atıp bir dur demeli.
Ve önümüzdeki haftalar içinde rumuzlarıyla kimlerin kurutulmuş kurt organı taşıdığını isimlerinin baş harfleriyle vereceğim. İlkini hemen yazıyorum; TV ekranlarından ve podyumlardan tanınan genç bir mankenimiz, DC… Arkası haftaya…
Yazarımızın daha önceki yazılarını okumak için tıklayınız:

