06 Ocak 2009 / 06:31

‘POSTACI’ Arşivi

Yarasa insanlar !

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 23 Haziran, 2008 • Kategori: POSTACI

Kimi zaman tezgahta kalan çürük ezik meyve sebzeleri üçte bir fiyatına satın alıyorlar, kimi zaman da dökülenleri topluyorlar. İkinci durakları ise taze ekmek alamadıkları için bayatlayan ürünleri yarı fiyatına satan fırınlar.



İşsizlik onu zengin etti!

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 19 Haziran, 2008 • Kategori: POSTACI

Dedimya, iş bulamayan bana geliyor. Aldığı maaşla geçinemeyen bana geliyor. Şimdi devletin vergisinden bunalan manav, tekstilci dükkanı kapatıp bana geliyor. Hepsi el arabası alıp işportacılık yapıyor. Dükkanında sinek avlayıp “birde vergimi vereceğim” diyen soluğu bende alıyor.



Be enayiler !

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 10 Haziran, 2008 • Kategori: POSTACI

Halk saraya yürümüş, padişahın karşısına dikilmiş. - Ey padişahım, sadrazamın bizi sömürüyor. Rüşvet alıyor, kötü davranıyor… Padişah haksızlığa uğrayan halkı dinleyip, sadrazamı çağırıp atmış fırçasını; - Seni astırırım… diyerek basmış kalayı…



Kan emici keneler…

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 02 Haziran, 2008 • Kategori: POSTACI

Bu kene ateşli kongoyla bir anda götürüyor. Ama benim bahsettiğim keneler yıllardır kanımızı emiyor ve bizleri süründürüyor farkında değiliz. Farkında olanlar ise bu böcekleri, haşereleri, asalakları önemsemiyor.



Haberciliğin orgazmı muhabirlik!

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 26 Mayıs, 2008 • Kategori: POSTACI

Biri aç ve susuz kalacağı mahrumiyet bölgesinde bombaların altında, uykusuz günler geçireceklerin geçeceği savaş bölgesi olsun. Bir diğeride 6 yıldızlı otelde yapılan defilenin çekimleri. Göreceksiniz ki savaş bölgesine gitmek isteyen muhabir sayısı, 6 yıldızlı otele gidenleri ikiye katlayacaktır. Nedendir bilinmez…



Medyada, Akbaba dönemi!

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 19 Mayıs, 2008 • Kategori: POSTACI

Medya el değiştirdiği şu dönemde, etrafa baktığımda iş bilen bilmeyen bu pastadan pay almak adına saldırıyor. Şimdilik isim vermiyorum ellerinde dosyalar sözde belgeler dolaşıyorlar.



Entel mi dantel mi?

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 14 Mayıs, 2008 • Kategori: POSTACI

Söze gelince, söylemesi kolay. Sahip çıkmaya, arkada durmaya gelince, aman benden uzak dursun. Taşın altına el sokmadan olmuyor. Birlik beraberlik olmadan olmuyor. Sinerji olmadan olmuyor. Kısaca lafla peynir gemisi yürümüyor.



Çıldırdık mı ne?

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 12 Mayıs, 2008 • Kategori: POSTACI

Eğri oturup doğru konuşalım. Toplum olarak bize bir şeyler oluyor. Bunun sebebini araştırmak uzmanlara düşer. Ama manşetlere düşen haberleri gördükçe toplum olarak gidişatımız iyi değil.



Hey Gazeteciler cemiyeti orda mısın?…

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 06 Mayıs, 2008 • Kategori: POSTACI

Bir kez daha yazmıştım. Gazetecinin güvenebileceği tek yer var. O da gazeteci cemiyetleri… Çünkü artık çalışanlar, patronların umurunda bile değil. Geldiğimiz nokta ortada. Patronlar gazeteleri herhangi bir iş sektöründen farklı görmüyorlar. Tek amaçları, kazançlarını artırmak.



Tetikçilik ve Gazetecilik !

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 28 Nisan, 2008 • Kategori: POSTACI

Yeter artık. Tüm gazetecilerin yüreğindeki sessiz çığlık bir başka frekansta çınlıyor. Yaşamlarını sürdürmek, ailelerine ekmek götürmek adına, gazeteciler acıların en büyüğünü yaşıyor. Yaptığı işten utanç duyarak göreve gidiyor.



YETTİ BE…

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 24 Nisan, 2008 • Kategori: POSTACI

Bu ne yahu. Bütün herkes tanıdık peşinde. Bakan peşinde. Milletvekili arkasında, torpil peşinde. Gazeteciliğin geldiği yere bak. Utanıyorum. Arkadaşlarımın düştüğü durumdan utanıyorum. Gazetede iş bulmanın yolu, yerini korumanın yolu, bürokratların iki dudağının arasında. Haber yazmak için taraf olmak zorundasın.



Buğday biterse ayvayı yersiniz!

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 16 Nisan, 2008 • Kategori: Haber, POSTACI

Bu açıklama üzerine, vurdum kendimi yollara. İstanbul’a yakın köylere gittim. Köylüyle sohbet ettim. Çiftçimiz ürününü satamamaktan, yeterince değerlendirememekten, tohum ve gübre alacak parası olmadığı için ekememekten şikayetçi.



Polis haftası …

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 10 Nisan, 2008 • Kategori: POSTACI

Halkın yaptığı bir yanlış var. Polisle hep mağdur olduğu anda veya suçlu olduğunda karşısında görüyor ve sorunlarının bir an önce çözülmesini bekliyor. Halk polisinde emirler ve kanunlarla yönetildiğini unutuyor. Bürokrasi orada da var. Hala ülkemiz bilgisayar çağını yakalayamadı. Bu yüzden işlemler süratle işlemiyor. Hala evraklar dosyalar dolmadan işlemler yürümüyor.



Başbakanın çakısı..

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 07 Nisan, 2008 • Kategori: POSTACI

Örneğin Başbakanın Victorinox çakısında, kapatılan partisini açmak için çilingir anahtar olabilir mi? Örneğin arabada kaldığında Victorinox çakı camı kırmak için özel bir elmas taş yada ucu sivri çekiç olabilir mi? Seversiniz sevmezsiniz. Beğenirsiniz beğenmezsiniz. Kemerinde çakı, yürüyüşü konuşması ile o hala Kasımpaşalı Recep.



Para delikanlıyı,havyar gazeteciyi bozdu.

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 04 Nisan, 2008 • Kategori: POSTACI

Herkes bizi severdi. Şirin çocuk olduğumuz için değil, gazetecilik mesleği popüler ondan. Asker, polis, sanatçı bir başka severdi gazetecileri o zaman. Bir başka sayardı. Üste yok, başta yok. Eskimiş gazeteci yeleğimiz ile hangi kapıya gitsek, ‘gazeteciyim’ desek, ardına kadar açılırdı. Nice balolara, nice toplantılara o yamalı yeleğim ile girer ve protokolün yanında yer alırdım. Alırdık.



Fenerbahçe Cumhuriyetindekiler mutlu..

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 03 Nisan, 2008 • Kategori: POSTACI

Renkler unutulmuş ülke tek yürek olmuştu. Hiç kimse sabahın olmasını istemiyordu.Çünkü bu mutlu tablonun bozulmasını istemiyorduk. Ülkeye nerdeyse bir sihirli değnek değmiş gibiydi. Büyü bozulsun istemiyorduk.Ama sabah oldu. Sihir bozuldu. Pamuk prens masalındaki at arabası kabağa, kır atlar fareye, o harika balo kıyafeti çuvala dönüşürcesine hayat değişti.



Organ mafyası ve üç çocuk.

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 01 Nisan, 2008 • Kategori: POSTACI

Bir insanın en acı çektiği an çocuğunu yutkunarak özenerek istediklerini alamadığı andır. Aç çocuğunu doyuramayan babanın duyduğu acıyla canlı canlı böbreğini sökseler umursamaz. Bu acı hiçbir acıya benzemez.



Medya’da Yeşilçam’ın porno dönemi!

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 31 Mart, 2008 • Kategori: POSTACI

Köşe yazarlarının birbirlerine yakıştırdığı kelimeleri yazmaya bile utanıyorum. Medyanın bugün yaşadığı dönemi, Yeşilçam’ın kaliteden uzaklaştığı, sadece maddi beklentiler üzerine ‘çıplak vücut’ görüntülerinin satıldığı ‘porno’ dönemine benzetiyorum.



Foto Muhabirleri ve Alfred Hitchcock

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 29 Mart, 2008 • Kategori: POSTACI

Ben gazetelerin bel kemiği ve en onurlu ve en zor işi yapan kardeşlerin hak ettiği yerde olamadığına inanıyorum. Fotoğraf makinesini elinden bırakmamış bir gazeteci olarak, bir kez daha söylüyorum. kavga zamanı değil, çözüm zamanı.



Bir hayalim var…

Yazan: Bengüç Özerdem • Tarih: 24 Mart, 2008 • Kategori: POSTACI

Heykelin olmasa da göz önünde, resmini indirselerde bir yerlerde, varlığını inkar etselerde kirli yüreklerde, yaptıklarını hala sindiremeselerde, senin o koskocaman ilkelerin fazlasıyla bertaraf ediyor seni istemeyenleri. Zaten bizde istemiyoruz seni istemeyenleri.