Taşlar sallanıyor!
Tarih: 17 Haziran, 2008 • Kategori: SAGAPOstAnayasa mahkemesinin önündeki dava beklendiği gibi birinci domino taşını sallamaya başladı.
Davanın sonuçlanmasının ardından sadece ilk taş değil, belki de en az 15 taş birden yıkılacak. Kaldı ki Türk siyaset sahnesinden düşen bu taşlar etraflarına “biz devrilmeyiz” güdüsünü aşılamışlardı.
Düşündürücü olan böyle bir duruma hem kendilerinin inanmaları, hem de etraflarındaki kuklaları inandırmaları. Şimdi artık sadece AKP’de değil, onların iplerini elinde tuttuğu kuklalarda da büyük bir panik havası estiği açıkça görülüyor. Örnek isterseniz, Türkiye ve Türk halkı için çok önemli olan KKTC’den gelen haberler, bu devletin başındaki adamın daha şimdiden karabasanlar görmeye başladığını ortaya koyuyor.
Vatan Gazetesinde yer alan röportajda “eğer AKP kapatılırsa biz yandık” diyor. Panik büyük, suçluluk bulutları kafasının üstüne çökmeye başlamış.
Üstelik sonunda adanın kendisine dar edileceğinin bilincinde. Erdoğan ve Gül’ün uzun uğraşlardan sonra ortaya çıkarıp oynattıkları ilk kuklaydı M. Ali Talat. Eline hazır verilen KKTC’yi satmakla görevlendirilmişti.
Çok uğraşlar verdi, hala da bu uğraşlarından vaz geçmedi. Ancak gelişmeler yani satış işlemleri onun istediği şekilde bir türlü sonuçlanmadı. Oysa 2004’de “yes be annem” propagandasını yürütürken ne kadar da inançlıydı.
Arkasındaki AKP ve AB rüzgarı ile adeta havalarda uçuyordu.
Tuhaf olayların cereyan ettiği seçim sonrasında Türkler evet demiş, ancak Rum’lardan hayır cevabı çıkmıştı. Talat denen kukla ile onu yöneten çevreleri şaşırtan bu gelişme soruna inananlar için hiç de sürpriz olmadı. O dönemde yazdık, çizdik, uyardık. “Beyler kendinize gelin, bu yelkenli öyle arkadan üfleme rüzgarla gitmez” dedik.
İnanmadılar sonunda AKP ve AB rüzgarı kesilince kendileri üfleyerek gemiyi götürmeye çalışıyorlar. Nefesleri kesildi, kesilecek. Artık onlarda sonlarını görmeye başladılar. Akdeniz’in ortasında şimdi rüzgar bekliyorlar. Belki de bir daha hiç rüzgar esmeyecek. Küçük filikalarına binip gemiyi terk edecekler ancak, nereye ve kime sığınacaklarını da bilmiyorlar.
Görevleri büyük özveri ile kurulan KKTC’yi yok etmekti, başaramadılar. Şimdi “AKP kapatılırsa yandık” diye feryat ediyorlar. Denktaş “yılan gibidir” dediği zaman her kez “maksadını aşan eleştiri” olarak değerlendirmişti.
Ve şimdi bu eleştirinin maksadını hiç de aşmadığı ortaya çıktı. Sinsice çalıştı. Çoğunlukla sustu. Sürekli arkadan vurdu. Sonunda ne yapacağını bilmez durumda. Güvendiği dağlara kar yağdı. AKP’den bu aşamada destek gelemez.
Hristofyas İngiltere ile KKTC’yi dikkate almayan bir memorandum imzalayarak güvenilmez olduğunu bir kez daha kanıtladı. AB çözüm konusunda BM ve ABD’nin baskısı altında. M. Ali Talat ise sıcak yaza hazırlanıyor. Biliyor ki çekip gidecek sonunda. Arkasında “satılmış-kukla” yaftası taşıyarak.
Üstelik Kıbrıs tarihinin sayfalarında kara bir leke olarak kalacak, bunu da biliyor. Rumlarla her masaya oturuşunda aklından “sorunu bu defa kökten çözeceğiz” düşüncesi geçiyormuş.
Onun aklından geçen “kökten çözüm, toptan satış” işlemiydi, olmadı. Artık maçın uzatma dakikalarını oynuyor. Bu saatten sonra Türkiye’ye gol atıp KKTC’yi satamaz.
70 milyon Türk bu gölü yemez.
Talat’ın misyonu bitmek üzere. Başta AKP olmak üzere kimse onu düşünecek durumda değil. Herkes başının çaresine bakmaya çalışıyor. Gül köşke çıktı rahat değil, Erdoğan ile en az on beş arkadaşı siyasetten (bir süreliğine de olsa) uzaklaşma korkusu içinde, şişirme zenginler gelecekten endişeli. Taşlar sallanıyor, yıkıldı yıkılacak.
Domino etkisi nereye kadar gidecek bilinmiyor. Ancak bilinen laik, demokratik, Atatürk ilkeleri ile onun inkilapları çerçevesinde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin ayakta kalacağı. Gerisi bizi ilgilendirmiyor.

