‘Kene’ dosyasını açıyoruz!
Tarih: 14 Haziran, 2008 • Kategori: Haber
EP yazarlarından Veteriner Hekim Dr. Bülent Dölen, ‘Kene’ dosyasını açarak sizler için hem bilgi hem de uyarı niteliği taşıyacak bir yazı kaleme aldı. Kırım Kongo Kenesi nereden geldi? Niye şimdi çoğaldı? ve Kene’ye dair merak ettiğiniz tüm soruların cevabı aşağıda…
Türkiye’nin ve dünyanın yeni başbelası Kırım Kongo Kanalamıl hastalığın bulaştırıcısı kene adını, hastalığın ilk kez Kırım’da, ardından da Kongo’da görülmüş olmasından alıyor.
Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKHA), keneler tarafından taşınan ‘Nairovirüs’ isimli bir mikrobiyal etken tarafından oluşuyor. Ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bu enfeksiyonun, son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, ölüm oranları hala yüksek olması yeterli başarının elde edilmediğini göstermektedir.
Genellikle otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayabilen Kene’lerin şekilleri küçük oval bir yapıdadır. 6 ile 8 bacaklı, uçamayan ve sıçrayamayan hayvanlardır. Genellikle çalılık yada ağaçlık bölgelerde yüksek yerlere konuşlanan ve hareket eden her kütleye atlayarak yapışan, yada bulunduğu alanda, hareket eden hayvan yada insanlara sürtünme yoluyla sirayet etmektedir.
Ülkemiz, Kene’lerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber Kene’lerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur. Özellikle Kene’ye maruz kalabilecek iş kollarında çalışanlar (Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, Veteriner Hekimler, Kasaplar, Mezbaha çalışanları, Sağlık personeli) ağırlıklı risk gurubundadır. Sadece bu iş kollarında çalışanlar değil aynı zamanda kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır.
Henüz ergin olmamış Hylomma soyuna ait Kene’ler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder; ergin Kene olduğunda da hayvanlardan ve insanlardan kan emerken bulaştırır.
Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür. Bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün, en fazla ise 13 gün olabilmektedir.
Hastalık belirtileri, Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, kanama yada kan pıhtılaşma mekanizmalarının bozulması, yüz/göğüs bölgelerinde kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülür. Ölüm, karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile oluşmaktadır.
Kanda virüse karşı oluşan antikorların taranması tanı için en sık kullanılan yöntemdir. Bu göstergeler hastalığın başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir. Hastalığın bulaşmasında keneler önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kene mücadelesi önemlidir fakat oldukça da zordur.
Örneğin herkesçe alınabilecek önlemler arasında şunları sıralayabiliriz;
İnsanlar Kene’lerden uzak tutulabilir ise bulaşma önlenebilir. Bu nedenle de mümkün olduğu kadar Kene’lerin bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir.
Kene’lerin yoğun olabileceği ağaçlık, çalı, çırpı ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulmal. Bu gibi alanlara çıplak ayak yada kısa giysiler ile gidilmemelidir.
Bu alanlara av yada görev gereği gidenlerin lastik çizme giymeleri, pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları, alınabilecek önlemler arasında yer almaktadır.
Görevi gereği risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.
Gerek insanları, gerekse hayvanları Kene’lerden korumak için haşere kovucu ilaçlar (repellent) olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir.)
Haşere kovucular, hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.
Kene’lerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene için taranmalıdır
Eğer vücudunuza yapışmış Kene’ler varsa, mümkünse bu Kene’yi bir sağlık görevlisinin çıkarmasına olanak yaratın. Eğer bu tip bir imkanın bulunmadığı bir yerdeyseniz Kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla çıkartılmalı. Kene kafasını deri altına sokmuş ise kesinlikle Kene7yi öldürecek bir müdahale yapmayın. Bu Kene’nin ‚tükürüğünü’ salmasına sebep olacaktır ki buda hastalığın bulaşmasını sağlamaktadır.
Ancak ve ancak Kene tarif edilen şekilde çıkarıldığı takdirde, ısırılan bölgeye alkol sürünüz. Ve mümkünse Kene’nin tanı için küçük bir şişe içinde alkolde saklanması uygun olur.
Diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın uygun görüldüğü durumlarda çevre ilaçlanması yapılabilinir.
Hastalık sıklıkla Afrika, Batı Asya ile Ortadoğu ve doğu Avrupa’da görülmektedir. Kırım Kongo hemorajik ateş virüsünün Bulgaristan, Makedonya, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve Moritanya’da salgınlar yaptığı bildirilmiştir.
Bu sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA), 2002 yılında bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu doğrulanmıştır
Hastalık standart bir dağılım göstermiyor. Yaban hayvanları, kuşlar ve hayvan ticareti ile ülkemize de yayılmış bulunmaktadır. Gelişimin en önemli ve can sıkıcı yanı ise bu dağılım ve hastalık teşhisleri önümüzdeki günlerde daha da artacak olmasıdır.
30’a yakın Kene türünün bu hastalığın taşıyıcısı olduğunu özellikle ifade etememiz gerekir. Doğada bulunan her Kene, KKKA hastalığını bulaştıracak diye bir kesinlilik yoktur.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?
İnsanlar bu virüsü, enfekte Kene’lerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile kapmaktadır. Enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, viremik hayvanların kan ve dokuları ile temasla, viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları) temas ile de bulaşmaktadır.
Kene ısırığına bağlı ölümler neden daha önce yoktu?
Hayır daha önceleri de Kene kaynaklı ölümler yaşanmıştır. Bu etkeni tanımamız 60 yıllık bir süre içinde gerçekleşmiştir. Ve bu süre içinde hastalık yavaş yavaş dağılım göstermiş olmakla birlikte kayıtlarımızda KKKA kaynaklı ölümlerin olduğu bulunmaktadır. Hatta yukarıda yazılan ülkelerde ölümler, bizim ülkemizdeki ölümlere oranla çok daha fazla yaşanmıştır.

