Taksim notları..
Tarih: 02 Mayıs, 2008 • Kategori: Haber, Medya
Özlemişim meydanları. Hele 1 mayıs olunca ve yıllarca o meydanda nice olaylara yaptığım tanıklıklar için gitmek istedim. Yönetici olunca, boynumdan çıkıp, raflara tozlanmaya bıraktığım emektar fotoğraf makinelerinin tozu pası gitsin diye giydim eski yeleğimi çıktım Taksim’e…
Şaşırdım. Her şey değişmiş. İnanamadım..
İlk olarak tüm gazetecilerin gaz maskesi var. Bizim zamanımızda fular vardı. Yahut uzun bir bez parçası alır, boğazımıza sarardık. Gaz, duman oldu mu, ağzımıza burnumuza sarardık. Şimdi marka marka gaz maskeleri gazetecilerin yanında sallanıyor. Olay çıkınca deklanşöre basmadan gaz maskeleri takılıyor. Vallahi iyide yapıyorlar. Bu gaz bizim gaza benzemiyor. Filistin’de öğrenmiştik Soğan sür, limon sür geçiyordu. Ama bu gaz başka gaz vallahi. Yedi ceddin ağlıyor. Komik olan ise gaz sıkılıyor. Güleriz ağlanacak halimize misali olay yerinde polis ağlıyor gazeteci ağlıyor olay çıkaranlar ağlıyor. O zaman bu maske niye anlamış değilim.
Bu arada gazetecilere herkes düşman olmuş. Polise gülerek hayırlı görevler diyorum. Ters ters bakıyor. Duymamış zannedince bir daha dedim. Bu kim ya dediler vallahi bin tane boynuna kamera takan gazeteci edasıyla dolaşıyor bir tek bana kimlik sordular. Sebep, selam verdim diye. Göstericilere merhaba diyecek oldum. Elindeki kaldırım taşını havaya kaldırdı vallahi tırstım.
Kimse gazeteci sevmiyor kardeşim. Bizim zamanımızda gazeteciyi her iki tarafta severdi. Hepsinden dostumuz arkadaşımız vardı ve bize güvenirlerdi. Olayın çıkacağı yer zamanı bilirdik. Saatinde gider fotoğrafımızı çeker dönerdik.
Şimdi öylemi. Beygir gibi bir Şişli, bir İstiklal caddesi, Cihangir, Tünel Galatasaray koşturmaktan imanım gevredi. Bir başka özellik ise artık basın kartının hiç önemi yok. Gösteriyorsun geçemiyorsun. Allah Allah…
Bu arada yazmadan yapamayacağım. Polis amirlerim yeni memurlara iyi davranmıyor. Vallahi çok bağırıyor. Nedeni bilmiyorum. Amirlerim çok sinirli çömez görevlilere nefes aldırmadılar. Gösteri takımı gibi dört sıra tek sıra. İp gibi. Tempolu. Ne o ya.
Vallahi memur olsam ara sokaklara girip taş yemeği yeğlerim. Çevik kuvvetin işi çok zor.
Bu arada bizim zamanımızda polis böyle kalıplı değildi. Vallahi oturduğu yerden kalkıyor bitmiyor. Allah ondan cop yemeği nasip etmesin. Biri ikisi değil, yarısından çoğu 1.80 üzerinde. Yemekten desem kumanya doyurucu değildi. Tabi bu polisimize yazdıklarımı sakın, yaşanan olayları, adeta bir polis devleti esintisini tasvip ettiğim anlamına getirmeyin. Ben objektif bir gözle analiz yapıyorum. İyisi de var kötüsü de.
Bir başka değişiklik ise eskiden eylemciler ıslıkla haberleşirdi. Şimdi cep telefonları ile öyle hızla mesaj atıyorlar ki şaşarsınız. Islık yavaş kalır. Eylemcilerde teknolojiyi kullanıyor. Ama bu arada polis kendini geliştirmiş. Tarlabaşın’da bu gözler şahit. Eylemciler taş atışıyla polisi yıldırmış durumda yağmur gibi yağıyor. Tık tık göster kendini dediler. Vallahi kimse bir taş sallıyor, dıng kafada.. Onca eylemciyi sindirdi.
Bu arada gözüme çarpan eylemciler kahveleri ve pastaneleri kamuflaj olarak kullanıyor. Okey masaları ve kağıt masaları hazır tutuluyor. Eylem yapılıp kahveye koşulup masaya oturuluyor. Kahvecide hazır yarısı bazılarına dörtte bir çay koyup masalar servis yapıyor.
Polis içeri girip kimlik kontrol yaptığında abi biz burada oturuyorduk bak çaylar sıcak yarım filan diyor. Ama uyanık polislerde okeye dönerken mi bu kadar terledin diyerek gençleri göz altına alıveriyor.
Kısaca. Çok şey değişmiş eskileri aradım. Neden mi? Eylemcisi, polisi, gazetecisinin buluştuğu bir nokta vardı.
Bu ülke için hepimiz iyi şeyler yaptığımıza inanırdık.
Ve hepimiz birbirimize saygı duyardık.
Yani hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye…
O zaman ne diye camına taş atmak, canına kastetmek.
BEN YAŞLANDIM AMA HER YIL TEKRARLANAN GÜNÜN FOTOĞRAFI İSE HEP TAZELİĞİNİ KORUMAYA DEVAM EDECEK GİBİ…
İŞTE 1 MAYIS’TA TAKSİM SAHNESİ..



Bu fotoğraf ve gözlemlerinle yine yaptın yapacağını! Seni öylesine kıskandım ki anlatamam. Ben de Taksim’de olmak isterdim ama çok uzaktayım. Lanet olsun böyle gazeteciliğe!..